Samsun Psikolog

Sosyal Kaygı Bozukluğu

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (SAB), bireyin toplu ortamlarda bulunan farklı insanlar tarafından yargılanabileceği ve küçük düşeceği kaygısını belirgin ve sürekli olarak taşıması veya performans durumlarıyla ilgili belirgin veya yoğun bir korku duyduğu bir kaygı bozukluğudur.
Sosyal Kaygı Bozukluğu

Birey, kaygı belirtilerini yaşamamak adına kendisinin başkaları tarafından inceleneceğini düşündüğü herhangi bir sosyal ortam veya performans gerektiren herhangi bir durumdan elinden geldiğince kaçınmaktadır. Kişiler arası etkileşim ve performans durumları alanlarında yaşanan yoğun kaygı olarak tanımlanan Sosyal Anksiyete Bozukluğu sonucunda kişi, bazı olumsuz durumlar yaşayabilir. Birey, sürekli izlendiğini düşünüp derse veya işe odaklanmakta zorlanabilir ya da sınırlı şekilde yüzeysel ilişkiler kurma eğiliminde olabilir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu, bireylerin çoğunlukla romantik ilişkileri ve arkadaşlık ilişkileri olmak üzere yakın bağ kurduğu ilişkilerinde yaşanabileceğinden korktuğu olumsuz duygulardan dolayı kişilerarası ilişkilerden kaçınma yaşamasına sebep olur. Karşı cins bireyle iletişim kurmaktan kaçınan bir kişi, iş görüşmesinde kendini ifade ederken çok yoğun kaygı yaşayan birey ya da sunumu ezberleyip kimseyle göz teması kurmadan tamamlayan bireyin yaşadığı kaygı durumu örnekleri verilebilir. Bu durum, bireylerin daha zayıf sosyal bağlar kurmasına ve sosyal anlamda izole hissetmelerine sebep olmaktadır. Birey aynı zamanda eğitiminde ilerleme gösteremeyebilir, daha düşük iş verimliliği yaşayabilir veya kariyer ilerlemesinde kesilmeler yaşayabilir. Hukuk okuyan bir bireyin mesleğini icra etmek istemeyip yoğun kaygısını ortaya çıkarmayan meslek alanlarına ilgi duyması bu duruma örnek gösterilebilir. Bireyler, sosyal durumları tehlikeli ve abartılı bir şekilde değerlendirirler.

Bireyin mahcubiyetinin nedenleri arasında; kaygı belirtileri göstermek (kızarma, titreme vb.), tuhaf konuşmak, hata yapmak gibi durumlar yer alır. Bu korkular topluluk içinde bir konuşma ya da sunum yapmak, tanıdık biriyle karşılaşmak, küçük gruplara girmek gibi sosyal durumlarda kendini gösterir. Üst düzey duygusal sıkıntıya yol açar ve kişi, korkularını aşırı bulur.

Bireyde Sosyal Anksiyete görülmesinin nedenleri arasında genetik faktörlerin etkisi düşüktür; yüksek derecede etkisi olan durumlar ise olumsuz yaşam olayları, travmalar, sosyal etkileşim tarzı ve ebeveyn tutumlarıdır. Bağlanma Kuramı, erken dönemdeki yaşantıların bireylerin kendilerine ve başkalarına karşı beklentilerini belirlediğini vurgular. Sosyal Anksiyete Bozukluğu yaşayan bireylerin ise kendilerine bakım veren kişiye (örn: anne, bakıcı?) karşı güvensiz bağlanma özelliklerine sahip olduğu söylenebilir. Bireylerin güvensiz bağlanmada yaşadığı yüksek kaygı düzeyinin, yüksek sosyal anksiyete ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Güvensiz bağlanma türünde kaygı ve kaçınma düzeyi yüksek olduğu için bu durum, bireyin duygu düzenleme yetisini değiştirerek sosyal kaygının artışına sebep olduğu söylenebilir.

Ceren Dinç ile sohbet et
Merhaba size nasıl yardımcı olabilirim ?