Samsun Psikolog

Güdülenmenin Öğrenmeye Ve Başarıya Etkisi

Güdü(motivasyon), istekleri, arzuları, gereksinimleri, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır.
Güdülenmenin Öğrenmeye Ve Başarıya Etkisi


Güdü(motivasyon), istekleri, arzuları, gereksinimleri, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır. (Cüceloğlu, 2014). Güdü, belirli bir durumda, belirli amaçlara ulaşmak ve gerekli davranışları gösterebilmek için bireyi harekete geçiren ve yönlendiren itici bir güçtür (Balaban Salı, 2006). Türkçe karşılığı “sevk eden ve harekete geçirici” gibi anlamlara gelen güdülenme kavramı, İngilizce ve Fransızca “motive” sözcüğünden türetilmiştir (Ertürk, 1998). Güdüler genel olarak biyolojik ve sosyal ya da öğrenilmiş güdüler olarak ikiye ayrılmaktadır. Biyolojik güdüler olarak adlandırılabilecek açlık, susuzluk, cinsellik gibi güdüler birincil güdüler şeklinde tanımlanmaktadır.Diğer taraftan başarı güdüsü sosyal ya da öğrenilmiş güdü olarak görülmektedir. Davranışların neredeyse tümü öğrenmeye bağlı yeni güdüler tarafından yönlendirilir. Güdü, potansiyel bir enerjiyi tanımlarken, güdülenme bu enerjinin performansı ortaya çıkarma sürecini ifade etmektedir (Bozanoğlu, 2004). Güdüleme ise öğrencilere neyi, niçin öğrendiklerini açıklayarak, onların derse dikkatini yoğunlaştırma etkinlikleridir. Öğrencilere anlatılan konuların kendilerine ilerde sağlayacağı faydalardan bahsederek öğrenme isteğinin arttırılmasıdır. (Tan, 2005).Örneğin, bir lise matematik öğretmeninin dersine başlarken öğrencilerine, işleyeceği konu ile ilgili Yüksek Öğretime Geçiş Sınavında(YGS) ya da Lisans Yerleştirme Sınavında(LYS) çok sayıda soru çıktığını açıklaması, üniversiteye girme amacı olan pek çok öğrencinin güdülenmesini sağlayabilir (Aşılıoğlu, Savaş, Şahin, Aydoğan, Genç, 2014).
 

İnsan davranışını etkileyen çeşitli etkenlerden söz edilebilir. Ancak davranışların yönünü, şiddetini, kararlılığını belirleyen en önemli güç kaynağı güdülenmedir (Fidan 1996).Güdülenmeyi etkileyen dört önemli etken vardır: Öğrenme biçimi, öğrenme amacına ulaşma isteği, öğrenmeye karşı olumlu tutum ve çaba dolu davranıştır (O’Connell, 1973 Akt: Dilekmen ve Ada, 2005). Yapılan tanımlarda öne çıkan özellik güdünün “davranışı harekete getiren itici bir güç” olmasıdır. Eğer bu itici güç olumlu yönde kullanılırsa öğrencilerden beklenen hedef ve davranışlara ulaşılması daha kolay olacaktır.(Aydın, 2010).

Sosyal güdüler doğrudan ya da dolaylı olarak diğer insanlar ile ilgili olan güdülerdir. Çok fazla sosyal güdümüz vardır. Psikologların önemle üzerinde durduğu güdülerden bir tanesi: Başarı güdüsüdür. Güdülenme, başarı için gerekli bilişsel ve davranışsal etkinliklere ayrılan enerjinin miktarını belirlemektedir. Öğrencinin başarılı olma gereksinimi, okumaya ve öğrenmeye olan ilgisi, kendisine bir amaç belirleyip belirlemediği, amaçlarının gerçekçiliği ve işlevselliği, geçmiş başarı ve başarısızlığını hangi değişkenlere yüklediği, öğrenebilme konusunda kendine ilişkin yeterlilik algısı ve neden öğrendiğine ilişkin bilişlerinin tümü onun “güdülenme düzeyini” etkilemektedir (Bozanoğlu, 2005). Bireyin öğrenmesinde güdülenmişlik düzeyi önemli bir etkendir. Öğrencinin öğrenme sonucunda neyi elde edeceğini ve elde edeceklerini yaşamda nasıl kullanabileceğini bilmesi ve bunun kendisi için anlamlı olup olmaması, yani öğrenme konusuna yönelik ilgi ve tutumu onun öğrenmesini etkiler.(Aşılıoğlu ve ark.,2014) . Bu ilgi ve tutum başta anne baba olmak üzere diğer insanlarla olan etkileşim sonucunda öğrenilir. İster meslek alanında, ister arkadaş ortamında oynanan basit bir oyunda birey; başarılı olmak için çaba gösterir. Bu çabaların temelinde yatan kavram, ‘başarı güdüsü’ olarak tanımlanır.

Ayrıca başarı güdüsü kişiden kişiye de değişmektedir. Yüksek bir başarma güdüsüne sahip olan bireyler, görevlerini tamamlamak için çok çaba sarf etmekte ve çok çalışmaktadırlar. Düşük seviyede bir başarma güdüsü olanlar ise, başarıyı gerektiren görevlerden kaçınmaktadırlar. Yükleme teorisine dayanılarak yapılan analizlere göre bunun açıklaması şöyledir: “Yüksek veya düşük seviyede başarma güdüsü olan bireyler, başarı veya başarısızlıklarını farklı sebeplere yüklemektedirler. Aslında yükleme teorisine göre, başarmayı gerektiren görevlere girişme veya bunların kaçınma eğilimi, geçmiş hayat tecrübelerimizle ilgili olarak ne düşündüğümüze ve bu tecrübeleri nasıl algılayıp yorumladığımıza bağlıdır. İki birey aynı hayat tecrübesini geçirebilirler, fakat bu tecrübeleri çok farklı bir şekilde yorumlayabilirler veya bu tecrübelere çok farklı vasıflar, değerler yükleyebilirler. Bu yorumlama tarzındaki farklılık da ilerideki davranışlarını etkilemektedir (Arık, 1996).    
        
Öğrenmenin ortaya çıkmasında ve kalıcılığında öğrencinin öğrenme sürecine katılımının büyük rolü vardır. Günümüzde öğrenmeye ilişkin görüşlere göre öğrenci, öğretimde sorumluluk alan ve öğrenme sürecine aktif ve zihinsel olarak katılan kişi olarak görülmektedir.(McCombs, 1988 Akt: Kelecioğlu, 1992). Öğrencinin öğrenme sürecinde aktif olarak yer alması için, onun bu sürece katılmaya istekli olması, yani güdülenmiş olması gerekir. Öğrenmenin başarıyla sonuçlanması, öğretme sürecine bağlı olduğu kadar, bu süreçte yer alan öğrenenin niteliklerine de büyük ölçüde bağlıdır. Öğrencilerin öğrenmeye karşı olan isteksizliği, hedeflerin öğrenci düzeyine uygun olmasına, öğrenme-öğretme sürecinde kullanılan tekniklerin uygun ve yerinde olmasına rağmen, sürecin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açabilir. Yani güdülenme, öğrenme-öğretme sürecini etkileyen en önemli unsurlardan biridir (Kelecioğlu, 1992).
 Öğrenciyi öğrenme sürecine aktif olarak katan ve öğrenmesinin sorumluluğunu alması gerektiğini öne süren yaklaşımlar, öğrenme ile başarı arasındaki süreçte güdülenmenin önemli bir yeri olduğunu kabul etmektedirler (Wittrock, 1986 Akt: Kelecioğlu, 1992).

Öğrenciler iyi öğrenemiyorlarsa bunun başlıca nedenlerinden biri; derse, konuya ilgi duymamalarıdır. Öğretmenin önemli görevlerinden birisi de öğrencinin güdülenmesini sağlamaktır. Öğretmenlerin oluşturacakları olumlu sınıf atmosferi, öğrencinin öğretmenine güven duymasını sağlayacaktır. Bunun sonucu olarak, öğrenci derse karşı olumlu bir tutum geliştirecektir. Güdülenmede yükselme ortaya çıkacak ve başarma isteği artabilecektir (Deniz, Avşaroğlu ve Fidan, 2006). 

Günümüz eğitim anlayışında gençlerin aile baskısıyla veya gelecek kaygısıyla ilgi duymadıkları ve yeteneklerinin olmadığı alanlara yönlendirilmesi sonucunda başarısızlık kaçınılmazdır. Ayrıca, öğrencilerin okulda başarıyı tatması/tatmaması daha ileri öğrenmeler için kuvvetli bir güdüleme veya hayal kırıklığına yol açabilir. Başarıyı tatmamış veya tadamamış bir öğrencinin öğrenme işinden vazgeçme olasılığı yüksektir (Fidan, 1996).

Ceren Dinç ile sohbet et
Merhaba size nasıl yardımcı olabilirim ?